New_Year_Wishes
31 Aralık Salı, 2019

Avustralya’dayım. BuradaYeni Yıl arifesi ve dünya yanıyor. Ya da en azından Avustralya’nın bir kısmı.

Woodford’da festivalde olmalıydım amaDeğilim. Melbourne’dayım, grip ve bronşitim, iyileşmeye çalışıyorum. En son üç yıl önce Queensland’e inip Woodford festivaline giderken bu şekilde hastalanmıştım. Onu da hasta olduğum için kaçırmıştım. Aslında uzun mesafeli uçak uçuşlarında iyi olmadığımdan şüphelenmeye başladım.

Burada pek çok yeni yıl dileklerin yazdım…

(Bu, Avustralya’da en son hastalandığım andan itibaren, hepsini bir araya topladığım bir Yeni Yıl Gönderisinin bağlantısı: http://journal.neilgaiman.com/2016/12/another-year.html.)

Sanırım bugün onun yerine başka bir şey koyacağım. Burada Avustralya’da çalı yangınları insanları denize doğru gitmeye ve kasabaları tahliye etmeye zorluyor. Can kaybı var, insan ve hayvan. Mal kaybı da.

Bu arada, Kuzey yarımkürede kış yaşanıyor. Ve birçok insan için zor bir kış olacak.

Bir ay önce bir şiir yazdım…

Bu şiir Twitter’dan insanlara ‘sıcaklık’ kelimesinin onlara ne hissettirdiğini sormamla başladı. Binlerce insan cevap verdi. Bir hikâye yazmayı düşündüm ama bu kadar farklı düşünceler ve anıların canlandırdıklarını anlatmak için şiir yazmanın daha iyi olacağını düşündüm.

Ve cevapları okuyup, bunu yazdım:

 

Sizin İçinizi Ne Isıtır?

 

Ellerini sarmak ya da ağzını yakmak için sıcak bir patates,

Anneannenin ya da annenin elleriyle ördüğü bir battaniye,

Bir gülüş, bir bakış, birazcık güven kara doğru yürürken,

Veya eve girerken kızarmış ve donmuş kulakların.

 

Eski evin radyatörü tıkırdar,

Battaniyelerin altında hayaller yüzer,

Sadece soğuktan sıcağa geçmek önemli dersin

Dışarıya, soğuğa çıkmadan önce yorgana bir dakika daha sokulmak istersin. Sadece bir.

 

Çocukken yatılan yatakların anıları bizi ısıtır,

İçeriden dışarıya yolculuk ederiz. Şömineden yükselen turuncu alevlere,

Ya da sobanın içinde yanan odunlara. Tırnakla şekiller çizdiğimiz,

avucumuzla sildiğiniz, nefesle buğulanan cama.

 

 

Yerdeki buz gölgede bizi bekler,

Atkını, ceketini, kazağını, çorabını, eldivenlerini unutma,

Bir bebek aramızda uyurken köpekler,

kediler içeri girer. Artık güvendesin.

 

 

Çaydanlık ocakta kaynar, aile arkadaşlar buradalar, gülümsüyorlar,

Çay mı çorba mı ister canın, ne istersen var,

Bardağı verdiklerinde buzun çözülür,

Bazılarımız için yolculuk başlar.

 

Büyüklerin evinden çıkıp giderken,

Çocukken bildiğimiz yerlerden uzağa, her şey değişir ve değişirken,

Çakıllı çölleri ve derin denizleri geçerken,

Yemekler ve arkadaşlar, ev ve yatak, bazen bir battaniye bile sadece hayal olur.

 

Bazen karanlıkta ki bir yabancının,

Kötü örülmüş bir atkısına tutunursun ve nazikçe,

Burada olmaya hakkımız var dersin, bu soğukta ısınmaya.

 

Burada olmaya hakkın var.

 

Bu şiiri atkıya çeviren UNHCR için yazdım. Bunu kışla yüz yüze ve yardıma ihtiyaçları olan Suriyeli mülteciler için farkındalık yaratmak için yaptık. UNHCR’ın acil durum yardım talebi için. Bir internet siteleri var: https://www.unhcr.org/belowzero/ Bir göz atın.

Sıcak tutacak bir atkı olduğu kesin.

PHOTO-2019-12-10-20-07-40 (1)

Umarım gelecek yıl yanmazsın ve umarım donmazsın. Umarım siz ve aileniz güvende olursunuz ve dünyada özgürce yürürsünüz ve yaşadığınız yer, eğer varsa, geri döndüğünüzde orada olur. Umarım, hepimiz için önümüzdeki yıla nezaket hâkim olacak ve ihtiyacımız olduğunda nezaket, insanlık ve bağışlama bizim yanımızda olacaktır.

Ve yeni yılınız kutlu olsun, umarım mutlu geçirirsiniz

Umarım gelecek yıl her zaman yapmayı hayal edip becerebileceğinden emin olmadığın bir şey yaparsın. Ama bahse girerim yapabilirsin. Ve eminim yapacaksın.

Leave a Reply