28 Kasım Perşembe, 2019

Üç yıl önce gözü pek Tiyatro Menajerim Mel Kenyon ile Ulusal Tiyatro’daki ilk toplantıma gittim. Katy Rudd ve Joel Horwood’la sahne arkasındaki bir ofiste tanıştım. Katy bir yönetmen, Joel bir yazardı. Yolun Sonundaki Okyanus romanımı tiyatroya uyarlamak istediler. Bir oyun yapmak istediler.

Onları gerçekten sevdim ve kitaptaki doğru şeylere cevap vermiş gibi görünüyorlardı.

Evet dedim.

(Evet demek, yakında Ulusal tiyatronun yapmak istediği başka bir şeye hayır demek zorunda olduğum anlamına geliyordu. Çok daha büyük bir şey ve muhtemelen kalabalığın daha çok zevk alacağı bir şeye. İkisini de yapamazlardı ve yapamayacaklarını biliyorlardı. Ama Okyanus için özel bir sevgim var: daha küçük ve daha hassas. Er ya da geç büyük kalabalığın ilgisini çekecektir zaten. Okyanus küçük ve kişiseldi.)

Altı ay sonra, Old Vic’in haricinde Ulusal Tiyatro stüdyolarında “konsept çalışması kanıtı” vardı. Kanat çırpan bir el kuklası gördüm. Aktörler kelimeler söyledi. Henüz bir senaryo yoktu, ama bir bakış açısı vardı. Onlara neyi sevip neyi sevmediğimi  söyledim. Aynı şeyler, Joel ve Katy’nin sevip sevmediği şeylerdi.

Aşağı yukarı bir yıl sonra, ortada yarı-oynanmış, okunmuş bir senaryo vardı, benim ve Ulusal Tiyatro’nun önüne sergilenmişti. Potansiyeli vardı, henüz orada değildi, ama devam etmek için Evet diyeceğim kadar yeterliydi (orada durdurabilirdim) ve Ulusal Tiyatro’ya evet diyerek gücü onlara verdim.

Bundan bir yıl sonra, bir masa okuması yapıldı. Oyuncuların çoğu ilk provadan bu yana prodüksiyonla birlikteydi. Birkaç büyük notum vardı, ama inanılmaz duygusal buldum. Sonunda ağlamamayı başardım.

the-ocean-at-the-end-of-the-lane_2578x1128-sfw39

İki gün önce Ulusal Tiyatro’da prova odasındaydım, tüm oyunu ses efektleri, kuklalar ve drama ile birlikte izliyordum. Nefesimi tutuyordum, işe yarayacağını umuyordum. Ve sona erdiğinde, yanağımdan akan bir gözyaşı ile (daha önce filmlerde şimdiye kadar gördüğüm bir jestle, ihtiyatlı bir şekilde sildim) Katy ve Joel’in inşa ettiği şeyden etkilenmiştim.

Olağanüstü aktörlerle ve teknisyenlerle, zanaatkarlarla ve aydınlatma tasarımcılarıyla ve Ulusal Tiyatro’nun sahip olduğu en iyi yeteneklerle inşa ettiler. Jherek Bischoff’un müziğiyle inşa ettiler.

Onlar bunu sevgi ile inşaa ettiler, ve kitabın ne hakkında olduğunu anlayarak, ki kitabı bir oyuna yerleştirirken neleri çıkarabileceklerine bakarak, bunu öğrendiler.

Hempstock ailesinin üç kadını ile, Ursula Monkton ile tüm formları, Açlık Kuşları ile, gerçek tiyatro büyüsü ile inşa ettiler.

neilokyanushikayesi2

neilokyanushikayesi3

neilokyanushikayesi4

Resmin Altına → (Koreograf Steven Hoggett (Solda) ve Yönetmen Katy Rudd (oturan). Steven İle ilk kez Duvarların İçindeki Kurtlar’ın İskoçya Ulusal Tiyatrosunda 2006 versiyonunda birlikte çalışmıştık.)

Prodüksiyonun biletleri neredeyse tükendi: zaten çok fazla insanın kitaplarım arasındaki favorisi ve insanlar hakkında iyi konuşuyor. Aynı zamanda, Ulusal Tiyatro salonlarının en küçüğü olan Dorfman’da, bir gecede yaklaşık 350 kişiyi alabiliyor. Gösteri, 3 Aralık’tan 25 Ocak’a kadar ön gösterimlere devam ediyor. Hala birkaç bilet var, ama çok değil.

Açılış gecesi, Birleşik Krallık genel seçimlerinden önceki gün olan 11 Aralık. Acaba o gece tiyatroda ruh hali nasıl olacak. Umarım eleştirmenler beğenir, ama çoğunlukla tiyatroya giden insanların beğenmesini umuyorum.

18 Aralık’ta Sir Lenny Henry, Yolun Sonundaki Okyanus kitabı ve oyunu hakkında benimle Ulusal Büyük Olivier sahnesinde röportaj yapacak. Biletler öğrenciler ve 18 yaş altı için £31/£26 ve bilet fiyatı Yolun Sonundaki Okyanus resimli baskısının önceden imzalanmış bir kopyasını içeriyor. (Normalde £20, sanıyorum ki şimdi hepsi satıldı.) Ayrıca ailenizle birlikte gidiyorsanız ya da kitap elinizde zaten varsa, kitap olmadan da bilet satın alabilirsiniz.

İşte bağlantı: https://www.nationaltheatre.org.uk/shows/neil-gaiman-on-the-ocean-at-the-end-of-the-lane

Eğer son birkaç bilete bakmak istiyorsanız, https://www.nationaltheatre.org.uk/shows/the-ocean-at-the-end-of-the-lane/dates-listing

Şimdi ABD’de Şükran Günü. Küçük bir mutfakta terlememek, büyük hindi ve bir somon ya da iki yemek pişirmemek ve bir dizi aile ve arkadaş için doldurulmuş mantar yapmıyor olmak garip geliyor. Bunun yerine, 2016 sonbaharından bu yana ilk kez kendi başımayım ve yazmaya çalışıyorum.

Ailemi özlüyorum, ama yazılması gereken şeylere konsantre olmak çok iyi hissettiriyor. Amanda beni desteklediği ve yazmak için cesaretlendirdiği için şanslıyım.

Yazdıklarımı okuyan ve yaptığım şeyleri seven insanlar olduğu için minnettarım. Çok şanslıyım ve bunu biliyorum.

(Dün gece, kiralık bir arabada, bir kır yolunda, her yerden uzakta lastiğim patladı. What3words uygulamasıyla nerede olduğumu bilip yol yardımı isteyebilmek paha biçilmezdi. Benden büyük bir beğeni aldı, teşekkür ederim What3words.)

Leave a Reply